Merhamet Nasıl Kazanılır?

1
635

Arkadaşlarımdan bazıları sevgi ve merhametin muhteşem ve iyi şeyler olduğunu söylerken gerçekte modern zamanlarla çok da ilgili olmadıklarını; dünyamızın böylesi inançların çok fazla etkisinin veya gücünün görüldüğü bir yer olmadığını vurguluyorlar. Öfke ve nefretin giderek insan doğasının çok fazla bir parçası haline gelmesi yüzünden insanlığın her zaman onlar tarafından yönetileceğini iddia ediyorlar. Onlara bu görüşlerinde katılmıyorum.

Biz insanlar, yüz binlerce yıldır şimdiki halimizle burada var olmaktayız. Tüm bu zaman boyunca insan zihni esasen öfke ve nefretle yönetilmiş olsaydı, genel nüfusumuzun azalmış olacağına inanıyorum. Fakat bugün tüm savaşlarımıza rağmen, insan nüfusunun her zamankinden çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu gerçek, bana açıkça sevgi ve merhametin dünyamıza hakim olduğunu gösteriyor. Ve işte bu yüzden hoşa gitmeyen olaylar haber olurken, şefkat ve merhamet dolu eylemler o kadar gündelik yaşamımızın parçası olmuşlar ki onları artık sıradan görüyoruz, hatta çoğunlukla görmezden geliyoruz.

Merhametin zihinsel olduğu kadar genel sağlığımız açısından da çok faydaları vardır. Kendi kişisel tecrübelerime göre, zihinsel denge ve beden sağlığı birbiriyle doğrudan doğruya ilgilidir. Hiç şüphesiz, öfke ve kendine acıma bizi hastalıklara karşı daha hassas hale getirirken, eğer zihin huzurluysa ve olumlu düşüncelerle meşgulse, beden kolay kolay hastalık tuzağına düşmeyecektir.

Ama elbette, hepimizin diğerlerine olan sevgimizi engelleyen doğuştan getirdiğimiz bir benmerkezciliğe sahip olduğu da doğrudur. Bu yüzden, yalnızca sakin bir zihinle başarılan gerçek mutluluğu istememiz ve böylesi bir huzurun sadece merhametli bir tavırla başarılması yüzünden, bu merhameti nasıl kazanabiliriz? Açıkça söyleyecek olursak, sadece merhametin ne kadar hoş bir şey olduğunu düşünmek bize yetmez. Bunu kazanmak için yoğun bir çaba harcamamız gerekir. Düşüncelerimizi ve davranışlarımızı dönüştürmek için günlük yaşamımızdaki tüm olayları kullanmalıyız.

Her şeyden önce, merhametle kastettiğimiz şeye dair net olmalıyız. Merhametli hislerin birçok şekli, arzu ve bağımlılıkla karıştırılır. Örneğin, anne babanın çocuklarına hissettiği sevgi, çoğunlukla kendi duygusal ihtiyaçları ile kuvvetli bir şekilde bağlantılıdır, bu yüzden tam olarak merhamet değildir. Evliliklerde eşler arasındaki, özellikle bir eşin diğerinin karakterini daha derinden bilemediği ilk günlerde ona karşı hissettiği sevgi, gerçek sevgiden ziyade daha çok bağımlılığa dayanır. Arzumuz o kadar güçlü olabilir ki kendisine bağlandığımız kişi, gerçekte çok olumsuz olsa bile, gözümüze hoş görünür. Ayrıca küçük olumlu özellikleri abartma eğilimimiz de vardır. Böylece bir eşin tavırları değiştiğinde, diğer eş çoğunlukla hayal kırıklığına uğrar ve onun da tavırları değişir. Bu durum, aşkın diğer eşe duyulan gerçek bir sevgiden çok kişisel bir ihtiyaçla ortaya çıktığının bir göstergesidir.

Gerçek merhamet, sadece duygusal bir cevap değil, akla dayanan sıkı bir adanıştır. Bu yüzden, diğerlerine karşı gösterilen içten merhametli bir tavır, olumsuz davransalar bile değişmez.

Elbette bu tür bir merhameti kazanmak çok da kolay değildir. Bir başlangıç olarak şu konulara bir göz atalım:

İnsanlar ister güzel ve dost, isterse itici ve rahatsız edici olsunlar, nihayetinde hepsi de bir diğeri gibi insandır. Herkes gibi onlar da mutlu olmak istiyor ve acı çekmek istemiyorlar. Ayrıca, acıdan kurtulma ve mutlu olma hakları, bir diğeri ile eşittir. Şimdi, tüm varlıkların hem mutlu olma isteklerinde hem de bunu elde etme haklarında eşit olduklarının farkına vardığınızda, otomatik olarak onları anlayacak ve onlara bir yakınlık hissedeceksiniz. Bu evrensel fedakarlık duygusuna zihninizi alıştırarak diğerleri için bir sorumluluk hissi geliştirirsiniz: sorunlarını çözmelerinde onlara aktif olarak yardım etme isteği. Bu istek ayırt edici de değildir, herkes için eşit şekilde geçerlidir. Tıpkı sizin gibi acı ve zevki deneyimleyen varlıklar oldukları sürece, aralarında ayrım yapmanın veya olumsuz davranış gösterdiklerinde onlarla artık ilgilenmemenin mantıklı bir zemini olamaz.

Bu tür bir merhameti kazanmanın gücünüzün, sabrınızın ve zamanınızın dahilinde olduğunu vurgulamama izin verin. Elbette, ben-merkezciliğimiz, bağımsız, kendi başına var olan benlik duygumuza olan belirgin bağımlılığımız, esasen merhametimizi engellemek üzere iş görür. Gerçek merhamet, sadece kendimize olan böylesi bir bağımlılık terk edildiğinde deneyimlenebilir. Fakat bu hemen şimdi işe başlayamayacağımız ve ilerleme kat edemeyeceğimiz anlamına gelmiyor.

PAYLAŞ
Dünyanın değişimini engelleyen tek kişi sensin. Kendini değiştir, o zaman dünyanın da gözlerinin önünde değiştiğini göreceksin!

Bu yazılar da ilginizi çekebilir


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here