Beslenme ve Kanser

0
90

Bilimsel araştırmalara göre, sağlıklı bir kişinin bedeninde her an binlerce kötü karakterli hücre oluşabilir. Ama bedenin mükemmel savunma sistemi, henüz gelişme aşamasındayken bu hücreleri yakalar ve yok eder. Kanser hücrelerinin gelişebilmesi ise, ancak, bu fevkalade bedensel mekanizmanın işleyememesi durumunda gerçekleşebilir. Sağlığımızı koruyan bu bedensel uyumun çöküşüne ise pek çok etken yol açabilir. Elbette olumsuz duyguların, ruhsal problemlerin, toplumsal ve kişisel sıkıntıların etkileri göz ardı edilemez; ama öncelikle beslenme yoluyla içimize işleyen zararlı çevresel etkenlere değinmemiz gerekiyor.

Çağımızın en büyük problemi, gündelik yaşamımızda sürekli olarak etkisi altında bulunduğumuz çevresel kökenli kanserojen maddelerdir. Bunlar genellikle uygar teknolojinin ürettiği ürünlerdir ve biyolojik işlevlere olan yıkıcı etkileri her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır. Bu önemli sorun güncelliğini korurken bizler de, bu ürünlerin her zaman doğrudan kansere yol açmadığını, ama bedenin savunma sistemini zayıflatarak hastalık olasılığını artırdığını düşünmeliyiz. Saptanmış olan kanserojen maddelerin bir listesi herhalde çok geniş kapsamlı olurdu, ama biz burada ancak genel açıklamalara yer verebileceğiz.

Yapay besin maddelerinden veya besin ürünlerine katılan yapay maddelerden kaçınılması tavsiyesine genellikle uymaya çalışılmaktadır. Çünkü insan metabolizması, bu tür maddelerle başa çıkabilecek yeteneklerle donatılmamıştır. Çevreyi zehirleyen maddelerin tümünden kaçınılmalıdır. Araçların egzoz dumanları, bacalardan çıkan dumanlar, endüstri atıkları ve özellikle sigara dumanı zararları saptanmış başlıca çevresel zehirlerdir. Katran ürünleri, doğrudan kanserojen etki yaparlar. İşte bu yüzden, katrandan üretilen kimyasal ilaçlar ve besin ürünlerinde katkı olarak kullanılan maddelerden de kaçınmak gerekir.

Endişe verici bir başka tehlike kaynağı da, plutonyum gibi radyoaktif etkinliği olan elementlerdir. Atom enerji santrallerini isteyip istemediğimize karar vermeden önce, olası sonuçların sağlık ve çevre bakımından hepimizi yakından ilgilendirdiğini düşünmek gerekir. Hastalık belirtilerinin bastırılması amacıyla sıkça ve ölçüsüzce kimyasal ilaç kullanımı da, kanserin önemli bir örnek oluşturduğu, dejeneratif hastalıkların oluşumunda rol oynayan etkenlerden biri olabilir.

Kanser hastalıkları, beslenme diyetleri yoluyla da tedavi edilebilir, ama bu yöntemlerin (bedensel komplikasyonlar oluşturabileceği düşüncesiyle) uzmanların kontrolü altında uygulanması doğru olur. Hastalığın başlangıcında veya tümör henüz küçükken veya dar bir alanda bulunuyorsa, 3-5 günlük bir perhiz uygulanması yararlı olabilir. Hastalığın ilerlemiş olduğu aşamalarda, bedenin fazlasıyla güçsüz kalabileceği göz önünde bulundurularak, bir günlük perhizlerle yetinilebilir. Bu perhiz süresinde bolca su içilmeli ve doğal bir müshil ilacı kullanılmalıdır. Böylece bağırsaklar temizlenir ve böbrekler yıkanmış olur, ter bezleri de bir sauna ziyaretiyle desteklenebilir. Perhiz süresinin sonunda, temeli meyve ve meyve sularına dayalı bir diyet kürüne başlanır. Bir hafta kadar sürdürülmesi gereken bu diyet, bedensel problemler oluşması durumunda sona erdirilir. Bu diyetlerde öncelikle kullanılabilecek meyve, taze üzüm ve elma olabilir. Diyet sonrasındaki beslenme, sebzelerden oluşturulmalıdır. Başlıca besin maddeleri, patates ve organik tam pirinç olmalı, ayrıca kullanılan bitkisel yağların, örneğin ayçiçeği yağı gibi, doymamış yağ asidi içeren yağlar olmasına özen gösterilmelidir. Bedenin yeniden güçlenebilmesi için albümin çok önemlidir; fasulye çimi (kuru fasulyenin çimlendirilmesi), balık, keçi sütü ve arada bir yumurta gibi albümin içerikli besinler öncelikle tüketilebilir. Et önerilmez!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz