Görünüş ve Gerçeklik

0
1507

Resim: “Charles Baudelaire” Gustave Courbet

Tarihi boyunca, felsefenin önemli konularından biri görünüş ile gerçeklik arasındaki ayrım olagelmiştir. Bu ayrım, Yunan filozofu Sokrates’ten (M.Ö. 469-399) önceki zamanda yaşamalarından dolayı “Sokrates öncesi filozoflar” olarak adlandırılan erken dönem filozoflarının düşüncesinin merkeziydi.

Sokrates öncesi filozoflar, gerçekliğin nihai doğasının onlara her zaman göründüğü şekilden büyük çapta farklı olduğuna inanmışlardı. Örneğin, Thales adındaki bir filozof görünüşleri her ne kadar değişse de, tüm gerçekliğin nihayetinde sudan oluştuğu görüşündeydi; Heraklitos ise dünyanın ateşten yaratıldığını düşünüyordu. Sonrasında Heraklitos, her şeyin devamlı olarak hareket halinde olduğunu ileri sürdü. Diğer bir düşünür Parmenides ise, hiçbir şeyin gerçekte hareket etmediğini ve tüm görünen hareketin bir yanılsama olduğunda ısrarlıydı.

Sokrates öncesi filozoflar, gerçekliğin tümünün nihayetinde daha esaslı bir özden yapıldığı olasılığını ciddiye aldılar. Ve eleştirel olmayan, günlük gözlemlerin bizi dünyanın yanlış bir resmini yansıtmaya eğilimli olacağından şüphe duydular. Bu nedenlerden dolayı, bu filozofların düşünceleri çoğu zaman felsefe kadar modern bilime de öncülük etmiş olarak sayılır.

Platon, Spinoza ve Leibniz gibi daha sonra gelen filozoflar bu geleneğin devamcısı oldular ve gerçekliğe sıradan, genel dünya görüşünden daha yakın olduklarını iddia ettikleri, alternatif gerçeklik modellerini tanıttılar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz