Hangimiz Daha Üstün?

0
116

Padişahın biri, yolda giderken bir köşede hırkasına bürünüp oturan bir sûfîyi gördü. Onun bu düşkün halini görünce dayanamayıp da dedi ki:

“Ey sûfî, söyle bakalım, sen mi daha yukardasın, ben mi?”

Pîr, padişahın bu çalımına güldü. Dedi ki:

“Hakikati bilemiyorsan bari sus. Gerçi biz kendimizi övmeyiz ama şimdi söylemek farz oldu. Benim gibi biri senin gibi yüzlerce padişahtan daha kıymetlidir. Çünkü senin canın din zevkini tatmamış. Nefsin de gemlerini eline almış, seni eşek yapıp sırtına binmiş. Şimdi sen gece gündüz demiyor, nefsin gemlerini ne tarafa çevirirse oraya gidiyorsun.

Ben ise din bilgisine sahip olduğum için nefsimi eşek edindim, üstüne bindim. Şimdi eşek nefis senin sırtında, ben ise nefsin sırtındayım. Benim eşeğim senin sırtına bindiğine göre ben senin gibi bin padişah ederim!

Ey nefsinin bir dediğini iki etmeyen adam! Seni şehvet ateşi kaplamış; gönlünün nurunu, yüzünün suyunu, teninin kuvvetini ve namusunu alıp götürmüş.

Aklının zayıflaması, gözünün kararıp kulaklarının duymaması… Bütün bu ihtiyarlık alametleri ölüm beyinin askerleridir. Bunlar durmadan seni uyarırlar. Adeta ‘Dikkat et, arkadan beyimiz geliyor!’ derler.

Sonra ölüm beyi ordusuyla gelip dört bir yanını sardığında nefsinle sen kalakalırsınız. Halbuki onunla daha önce ne güzel işret meclisleri kurmuş, alem yapmıştınız. İşte ölüm geldiğinde o bir tarafa düşer, sen bir tarafa. Birbirinizden ayrı kalırsınız.

Ama dert etme, ona burada kavuşamazsan bile cehennemde kavuşursun. Orada beraber hoşça vakit geçirirsiniz!”

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz