Kendini Seçmek

0
135

Özgürlük kendiliğinden gelmez, kazanılır. Kaldı ki bir kereye mahsus kazanılacak bir şey de değildir, her gün yeniden elde edilmesi zorunludur.

İç bağımsızlığı kazanabilmenin en baş şartı “kendini seçmektir”. Kierkegaard’ın bu buluşu, öz sorumluluğun bilincine varmayı ve varlığı teyit etmeyi kapsar. Kararlı bir yaşamı ve canlılığı öngörür. Kendini seçmek, evrende küçük bir zerrecik olan varlığı doğrulamak ve getirdiği sorumlulukları göğüsleyebilmektir. Nietzsche “yaşam iradesi”nden söz ederken bunu kastetmiştir, yani sırf varlığını muhafaza etme amacıyla değil, aynı zamanda benliğini yadsımamak, bireysel amacını takip etmek ve böylece en temel kararları almak.

İnsan bilinçli bir biçimde yaşamayı seçerse, iki şeyin daha olması olasıdır. Birincisi, kendisi için duyduğu sorumluluk farklı bir anlam kazanır. Hayatı omuzlarına vurulmuş bir yük olmaktan çıkar, tek başına verdiği bir karara dönüşür. Bu şahıs için bundan sonra sadece kendi kurduğu bir düzen vardır. Özgürlük ve sorumluluğun bir bütünün iki yarısı olduğunu algılamak zor olmaz: eğer özgürlük yoksa birey kendi kendini idare edemez dolayısıyla sorumluluk diye bir şey söz konusu olamaz; aynı şekilde birey sorumluluk üstlenemiyorsa onun özgürlüğüne güvenilmez. Ama birey “kendini seçince”, özgürlük ve sorumluluğun kurduğu ortaklık güzel bir fikir olmaktan öteye gider: birey bağımsızlığını nabzında duyar, bireysel özgürlüğü seçtiğinin farkına varır ve aynı anda bunun sorumluluğunu üstlenir.

İkincisi, dış dünyadan empoze edilen disiplin, öz disiplin halini alır. Birey emredildiği için değil, hayatıyla ne yapacağına kendisi karar verdiği ve disiplin ona varmak istediği noktalarda yardımcı olacağı için disiplini kabul eder. Öz disiplin, olgunluğa varmak isteyen herkesin mücadelesi esnasında öğrendiği bir derstir.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here