Sayıların Ermişi Pisagor

0
307

Darboğaz’ın karşısında şarabıyla ünlü Sisam Adası’nda Pisagor diye uzun boylu, gür sakallı bir ermiş yaşadı,  sayılarla kürelerle uğraştı gece gündüz. Tanrılarla uğraştı demeye varır, bu çünkü Pisagor, Sisamlı ermiş, “Düzende tek tanrısal varlık sayılardır,” der, “iç içe geçen sayıların çözümüyle çözülür kosmos’un sırları.”

“Evren de iç içe geçmiş saydam kürelerin bir merkezin çevresinde dönmesiyle meydana gelir,” diyordu. Merkez de ne? Tanrı mı, yıldız mı? Yoo, bir yığın ateş. Görüyorsun ya, Anaksagoras’ın öğretisi de oradan. Evet, Pisagor’la dindaşları – çünkü bayağı bir din kurmuştu bu adam – doğada sonsuz bir uyum olduğuna inanırlardı, havada devinen her küre bir ses çıkarırmış ve evren bu seslerin matematik ölçülerle kavranabilecek bir harmonia’sı, bir ahengi içinde yüzermiş. Varlığın ana maddesi, ilkesi nedir, sorusuna Pisagor “sayı” diye cevap verirdi. “Sayı kozmos’un uyumunu insana açıklayabilecek tek araçtır.”

Sayıyı Pisagor öbür Egeli filozoflar gibi bir cisim, bir madde olarak düşünüyor. Bu kadar soyutlaştırdığı kavramı gözle görülen varlıktan ayırmıyor. “Evrenin kuruluşu, uyumu sayıya dayanmaktadır, matematiktir,” diyor, matematik ise insan kafasının akıl erdirdiği bir sistemdir, böylece insan kafası evren sırlarını çözebilir. Bu ne demek? Evren de insan da aynı doğa kanuna uyarlar demek. Doğa ile insan arasında birlik var demek. Ne zaman bozuluyor bu birlik? Platon’la değil mi, bedenin ruhtan, somutun soyuttan ayrıldığı gün değil mi?

Bu yazılar da ilginizi çekebilir


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here