Evrenin En Büyük Gücü: Logos

0
1370

Efesli Herakleitos (M.Ö. 540-480), deneydışı felsefenin en büyük düşünürüdür. Günümüzün birçok bilimsel gerçeklerini, deneysel bilimden yüzyıllarca önce, şaşırtıcı bir sezişle kavramış bulunuyordu. Çağdaşlarını öylesine aşmıştı ki iyice anlayamadıkları için ona “Karanlık” adını takmışlardı. Çağdaşları bir yana, Koca Sokrates bile, kendisine Herakleitos’un yapıtını okuyan Euripides’e şöyle demiş: Anladıklarım çok güzel, öyle sanıyorum ki anlamadıklarım da. Herakleitos’un derinliğine inebilmek için Delos’lu bir dalgıç gerekiyor.

Herakleitos’un etkileri de pek yaygındır. Stoa okulu Herakleitos’tan yola çıkmıştı. Logos öğretisi, Stoa aracılığıyla, Hıristiyanlığa aktarılmıştır. Goethe, Holderlin, Nikolaus, Bergson ona pek çok şeyler borçludurlar. Hegel, Herakleitos’un lojiğime almadığım tek sözü yoktur, diyor. Nietzsche şöyle demektedir: Dünyada her zaman gerçek gerekecek, öyleyse her zaman Herakleitos gerekecek.

Herakleitos, “çokluk” ile “birlik” arasındaki kökten ilişkiyi sezen ve bütün şeylerden bir şey – bir şeyden bütün şeyler, diyebilen ilk düşünürdür: Benim değil, Logos’un sesini duyduktan sonra bütün şeylerin bir tek şey olduğunu söylemek bilgeliktir. Bütün’le bütün olmayan, birlik olanla ikilik olan, anlaşma ve anlaşmazlık, bütün şeylerden bir şey ve bir şeyden bütün şeyler Logos’ta birleşirler (Doğa adlı yapıtından).

Evrendeki sonsuz değişmeyi sezmişti. Bütün cisimleri yalnız bir ve aynı unsurun değişmeleri saymaktadır: Gündüz gece, kış yaz, savaş barış, tokluk açlık, ateşin tütsülük buharlarla bir araya gelince her birinin kokusuna göre adlanması gibi, başkalaşıp değişir. Aynı şeydir yaşayanla ölmüş, uyanıkla uyuyan, gençle yaşlı. Çünkü bunlar değişince ötekilerdir ve ötekiler değişince de bunlardır. Ölümsüzler ölümlüler, ölümlüler ölümsüzlerdir, çünkü bunların hayatı onların ölümü, onların hayatı da bunların ölümüdür. Soğuk ısınır, sıcak soğur, yaş kurur, kuru nemlenir. Birbirine karşı olan birlikte giden, birbirinden ayrılanlardan en güzel uyarlık (harmonia). Görünmez uyarlık görünenden daha güçlüdür. Kendinde ikilik olan şeyin Logos’ta nasıl uyuştuğunu anlamazlar, ters yana dönen uyarlık yayla lirde olduğu gibi. Yayın adı hayattır, işiyse ölüm. Ama savaşın (polemos) ortaklaşa ve herkes için olduğunu ve her şeyin kavgaya ve zorunluluğa göre olduğunu bilmek gerek. Savaş, bütün şeylerin babasıdır; bir takımlarına tanrı olduğunu bildirir, bir takımlarına insan, bir takımını köle yapar, bir takımınıysa özgür. Karma içkide de katılanlar, karıştırılmayınca, birbirinden ayrılırlar (Doğa adlı yapıtından).

Herakleitos’a göre, her şey değiştiği halde değişmeden kalan bir şey vardır ki Logos’tur. Logos, her şeyin nedeni olan tanrıca bir evren yasasıdır. Logos’un tam anlamı Yunanca’dan başka bir dile çevrilemiyor. Söz, anlam, düşünce, akıl anlamlarının hepsini birden kapsayan bir sözcüktür Logos. Sonsuzdan gelen ve sonsuza giden Logos, kendini karşıtlıklar, çelişmelerle vermektedir. Logos, bu karşıtlıklar ve çelişmelerle sürekli olarak gelişir ve serpilir. Ama bütün bu çelişmelerin ve karşıtlıkların içinde bir ve değişmeden kalır. Herakleitos bu sonuca kendi deyişiyle şöyle varmıştır: Kendi kendimi araştırdım.

Logos, evrenin en büyük gücüdür. Bloson oğlu Ephesos’lu Herakleitos der ki, öğretinin ne demek istediğini anlamak için insanlar, Logos’un sonsuz olduğu kadar, sonsuz olarak anlayışsız olacaklar, duymadan önce de, duyduktan sonra da. Çünkü her şey bu Logos’a uygun olduğu ve kendileri de her an bunu denemekte oldukları halde denemesizlere benzerler. İnsanlar uyanıkken yaptıklarının farkında değildirler, tıpkı uykudayken olanları unuttukları gibi. Düşünce, insanların hepsinde ortaklaşadır. Ortaklaşa olan şeye uymalıdır. Ama Logos ortaklaşa olduğu halde çokluk (Herakleitos bu sözle bilgisiz çoğunluğu küçümsemektedir. Nietzsche, Herakleitos’un bu sözünü pek çokluk yapmıştır) kendilerine özgü düşünceleri varmış gibi yaşar. Nasıl ateşe yaklaştırılan kömürler başkalaşarak ateşlenirler ve uzaklaştırılanlar kömürleşirse ruhumuz da ortaklaşa olanın ardından gitmekle Logos’tan pay alır, ardından gitmezse Logos’suz kalır. Akılla konuşmak isteyenler herkeste ortaklasa olanla kendilerini güçlendirmelidirler, tıpkı yasayla kent gibi ve çok daha güçlü olarak. Çünkü insanların bütün yasaları bir tek yasadan beslenirler. Çünkü bu biricik yasa egemenliğini dilediği kadar genişletebilir, herkes ve her şeye yettiği gibi artar bile. En çok ve sürekli olarak bir arada bulundukları şey olan Logos’la bile anlaşamıyorlar (çoklar) ve her gün karşılaştıkları şeyler onlara yabancı geliyor. Güven olmayınca Logos tanımanın elinden kurtulur. İçlerinden ne kadar çoğu bunlarla karşılaşsa da çoklar böyle şeyleri düşünmezler, öğrenseler de tanımazlar. Fakat kendilerine öyle görünürler. En inanılır’ın tanıyıp bildiği, saklayıp koruduğu öyle görünen şeylerdir. Ama hiç kuşku yok ki hak tanrıçası yalanların uydurucularını ve tanıklarını yakalatacaktır. Ne dinlemesini, ne de konuşmasını bilen kişiler. İşittikten sonra anlayışsızdırlar, sağırlara benzerler, ’varlıkları ile yoklukları birdir’ sözü bunu onlara tanıtlar (Doğa adlı yapıtından)

Herakleitos, her şey ancak karşıtların kavgasından doğar, demekle diyalektiği pek güçlü olarak kavramıştır. Varlık yokluğu, yokluk varlığı doğurur. Varlık ve yokluk, olmak ve olmamak, yasamak ve ölmek bir ve aynı şeylerdir. Bunlar aynı şey olmasaydılar değişerek birbirleri olamazlardı, yokluk varlığa, varlık yokluğa, ölüm hayata ve hayat ölüme geçemezdi: Daire çemberi içinde başlangıç ve son aynı yerde birleşirler. Keçeci mengenesinin doğru ve eğri yolu bir ve aynıdır. İyi ile kötü bir ve aynı şeydir. Hekimler kesip dağlayıp üstelik karşılığını isterler, sanki hastalıklar bunu bedava yapıyormuş gibi. Zaman, oynayan, dama taşı süren bir çocuktur. Olduğu yerde kalan hiçbir şey yoktur. Aynı ırmaklara girenlerin üstüne hep başka sular akar. Aynı ırmaklara hem giriyoruz hem girmiyoruz, hem biziz hem değiliz (Doğa adlı yapıtından).

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz