Mısır’ın Sırrı

Resim: The Finding of Moses – Sir Lawrence Alma-Tadema 

Renan, Mısır’ı “çok eski zamanların zihni bulanık denizinde parlayan bir ateş” olarak adlandırır. Gerçekten de öyle: Buradan, Yunan öncesi dünyadan bir yüz bize bakıyor, bize yabancı, ama yine de bize benziyor, yalnızca bir imge ve tuhaf biçimde bulanık, ama yine de bir imge. Mahzun bir şekilde gelecekten haber veren antik yazar da haklıdır: “Ey Mısır, Mısır, senin inancından, gelecek nesillerin inanamayacağı masallar ve taşların üzerindeki sözcükler geriye kalacak yalnızca!

Çok tuhaf bir biçimde tek bir Mısırlının bile adını bilmiyoruz. Daha doğrusu hepsi tanrıları gibi çok adlıdır. Örneğin o zamanlar çok popüler olan Kraliçe Haçepsut daha bundan elli yıl öncesine kadar Hatasu diye anılıyordu, ama onun bugünkü adı da baki kalmayacaktır. Geride bize anıtlar bırakmış olan tüm krallar ve bakanlar, prensler ve rahipler hakkında kesin olarak bildiğimiz tek şey, isimlerinin bizim onlara verdiğimiz isimlerden farklı olduğudur.

Eski Mısır tarihine dair bir diğer olumsuzluk ise doğru dürüst bir edebiyatının elimizde olmayışı. Edebiyatları var mıydı acaba, yoksa yalnızca kaybolup gitti mi? Yoksa biz mi satırların arasını okuyamıyoruz? Her neyse, geride bıraktıkları şeyler bizim için çocukça konuşmalar, yalnızca konuşma çabası, serbest akan bir dil ya da rahatlatan alıntılar değil. Belki içlerindekileri sözcüklere dökme ihtiyaçları yoktu, duygularını suskun taşa işlemek belki onlara yeterli geliyordu.

Böylece Nil ülkesinin tarihi bizim için büyük bir filmden başka bir şey değil: Cılız ve az metinli muazzam görüntüler. Kaderleri, kendileri ve sonrakiler için büyük bir sır olarak kalmaktı.

PAYLAŞ
Bilgeliği doğrudan yaşamak, onun hakkında bir şeyler bilmekten daha önemlidir.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here