Asit Perhizi Nedir, Nasıl Yapılır?

0
1165

[quote ]En uzun yolculuklar tek bir adımla başlar.[/quote]

 

Detoks sürecine atılacak ilk adım da, sindirim yolunda asit reaksiyonuna sebep olan ve kan ile dokularda asidik artıklar bırakan hiçbir şey yememek ve içmemektir. Bu adımın detoks programına başlamadan en az bir hafta önce atılması gerekir. Rafine şeker ve nişasta gibi bazı işlenmiş gıdalar ve bir takım kimyasal yiyecek katkıları, uzun süre büyük miktarlarda tüketildiğinde, vücutta uyuşturucularınkine benzer bir bağımlılığa sebep olurlar ve vücut için bunların alımını kademeli olarak düşürmek, aniden bırakmaktan daha kolaydır. Kan zehirlenmesinin yüksek asidik durumundan, yoğun detoksun alkalik konumuna aniden geçmek vücutta “soğuk hindi” olarak bilinen ve istenmeyen yoksunluk semptomları yaratabilir. Detoks programımızın esas bölümüne başlamadan bir hafta veya daha uzun bir süre önce asidik yiyecek ve içeceklerin alımını durdurmak, vücudunuza, şiddetli alkalik yapma ve arındırma sürecine adapte olma şansı tanıyacaktır.

Her şeyden önce, detoks sürecindeki diyetinizden et, yumurta ve süt ürünleri de dahil olmak üzere tüm hayvansal gıdaları çıkartmalısınız. Bütün hayvansal ürünler sindirim yolu ve kan için son derece asitleştiricidir ve aynı zamanda bağırsaklarda yüksek oranda çürütücü protein atıkları oluştururlar. Kanser hücreleri hayvansal proteinler üzerinde gelişirler ve onların vücutta yarattığı asidik ortamda hızla çoğalırlar. Bu proteinlerin bağırsak duvarlarında yarattığı yapışkan, artık toksik yağlarda solucanlar ve parazitler gelişir. Asit oluşturan hayvansal ürünleri diyetinizden çıkartarak ve kanınızı, dokularınızı alkalik yapmak için ek önlemler alarak vücudunuzda oluşmakta olan kanser hücrelerinin besinini kesip tümör oluşturmak için ihtiyaç duydukları asidik ortamdan onları mahrum bırakırsınız. Kanserin toplumun tüm kesimlerindeki pandemik yayılması düşünüldüğünde, bu stratejik önlem her detoks programının ana amacı olmalıdır.

Hayvansal kökenli gıdalar hazmedilip işlenmek için bitkisel kökenli yiyeceklerden çok daha fazla enerji ve enzim gücüne ihtiyaç duyarlar. Eğer kan ve dokularınızı arındırmaya çalışırken, et, yumurta ve süt ürünleri yerseniz, vücudunuz kendini temizlemek ve tamir etmek için ihtiyaç duyduğu ekstra enerji ve enzimi asla toparlayamaz. Vücudunuz bu rezervleri, gelişmekte olan tümörleri dağıtmak, hasarlı hücreleri parçalamak ve tehlikeli mikropları yok etmek gibi detoks fonksiyonları için kullanmak yerine, enerji ve enzim gücünün birçoğunu hayvansal gıdalardaki kompleks proteinleri ve ağır yağları işlemek ve bunların sindirim yolunda ürettikleri kokuşmuş asidik atıklarla baş etmek için kullanmak zorunda kalır. Bu detoks sürecinin amacına ters düşer ve kesinlikle kaçınılmalıdır.

Detoks diyetinden kesinlikle atılması gereken diğer bir yiyecek kategorisi ise, özellikle ekmek, makarna, kek ve pasta gibi unlu ürünler ve rafine nişastadır. Bu maddeler yüksek oranda asit üretirler ve işlenmek için büyük miktarlarda enerji ve enzim yakarlar. Ayrıca detoks sürecine yarayacak hiçbir besin içermedikleri için her durumda detoks diyetinden çıkarılmaları gerekir. Vücuda giren tüm rafine ürünler, bütün gerekli besleyicilerden arındırıldıklarından, sindirilebilmek için oluşturmak zorunda oldukları gıda profilini, eksiklerini bedenin rezervlerinden ödünç alarak tamamlarlar. Sonuç olarak, yüksek derecede rafine, işlenmiş yiyecekler, aslında vücudun detoks sürecini desteklemek için ihtiyaç duyduğu gıdaları çalarlar.

Asit oluşturma ve besin çalma özellikleri bakımından en tehlikeli diyet kalemi rafine beyaz şekerdir. Rafine şeker veya “sakaroz”, kanı yeryüzündeki her türlü diğer besinden daha hızlı ve daha şiddetli bir biçimde asitleştirir, fakat bu kategorinin lideri tatlı, şekerli, gazlı “asit bombası” meşrubatlardır. 350 ml’lik kola veya benzeri meşrubatlar, kana direkt olarak 9 çay kaşığı rafine beyaz şekere eşit miktarda şeker karıştırırlar ve kanı, eğer vücut çok çabuk bir acil durum tepkisi göstermezse dakikalar içinde ölebileceğiniz kadar yüksek hızla asitleştirirler. Kanda bir bardak tatlı, gazlı kolanın sebep olduğu ciddi ve ani asit artışını dengeleyip, aniden düşüp ölmemek için çok çabuk olarak 32 bardak alkalik su içmek zorundasınız. Elbette hiç kimse, içtiği her bir bardak koladan sonra 32 bardak su içmediği için vücut kan zehirlenmesinden kaynaklanacak bir ölümü engellemek ve kandaki aşırı asidi dengeleyip süratle alkalik dengeyi kurmak üzere kemiklerden ve dişlerden büyük miktarda kalsiyum çekerek kana pompalar. Kalsiyum, vücudun en güçlü alkalik yapma ajanıdır ve detoks sürecindeki en gerekli elementlerden biridir. Detoks programı sırasında eğer meşrubat veya diğer rafine şekerli ürünlerden tüketirseniz, sadece kanınızı ve dokularınızı alkalik yapmanız gerekirken asitleştirmekle kalmayıp sürekli asit akınıyla savaşmak için vücudun, dişlerden ve kemiklerden hayati kalsiyum rezervlerini çekmesine de sebep olursunuz. Özellikle, insanların günde, çoğu gazlı meşrubat formunda, ortalama 53 çay kaşığı rafine şeker tükettiği Amerika’da, kandaki asidoza karşı bu savunma tepkisi, osteoporozun ana sebebi haline gelmiştir.

Kandaki ve diğer vücut sıvılarındaki tehlikeli asit artışı, sadece bu tür meşrubatların içindeki şekerden kaynaklanmamaktadır. Meşrubatlardaki karbondioksit, tatlı bir sıvı formuna sokulup basınç altında saklanır ve kutu veya şişe açıldığında kabarcıklar halinde serbest kalır. Daha önce değindiğimiz gibi, karbondioksit insan metabolizmasının atık maddesidir ve kandaki asidoza katkıda bulunan ana faktördür. Daha da kötüsü, gazlı içeceklerin çoğunun aktif maddesi, aşırı asidik 2.8 pH değerine sahip fosforik asittir. İnsan kanı sürekli hafifçe alkalik olan 7.35 pH değerine sahip olmak zorunda olduğu için ve bu değerdeki küçük bir dalgalanma bile şiddetli reaksiyonlara sebep olabileceğinden, midenize şeker artı karbondioksit artı fosforik asitten oluşan bir “asit bombası” atmak, vücudunuzun kalsiyum rezervlerinde sürekli ve hızlı bir azalmaya sebep olur. Bu içecekleri detoks sırasında tüketirseniz, güçlü asit oluşturma özellikleri, kanınızın ve dokularınızın alkaliklik düzeyinin vücutta detoks ve iyileşme mekanizmalarını başlatabilmek için gerekli değerlere bile ulaşmasını engeller. Aksine, kanınız ve dokularınız sürekli asidoz durumunda kalır ve bedeniniz, kendini temizleyip tamir etmek yerine, kan pH değerinizin kritik değerlere düşmesini engellemek üzere, biyo-kimyasal bir savaş vermek zorunda kalır.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz