“Bize Ait Çok Az Şey Var Doğada”

0
145

Kendini gereğinden fazla kaptırmadan doğaya bağlanmak, son derece güçlü bir karakter gerektirir. Doğanın sessizliğini ve cansızmış gibi görünen karakterini algılamaya çalışmak, potansiyel bir tehlikeyi de içinde taşır. Kayalık bir tepenin üzerinden korkunç dalgalarla kabarmakta olan bir denizi izlediğinizi hayal edin. Denizin kimseye acıması olmadığını ya da deniz için kimsenin bir diğerinden farkı olmadığını düşünüyorsanız eğer, kendi hayatınızın da saniyenin onda biri kadar bir zamanda bu okyanusta yitip gidebileceğini de fark edersiniz ve bu korkutucudur. Veya önünüzde uzanan ve heybeti karşısında çok etkilendiğiniz sıradağları canlandırın kafanızda. Yüksek yamaçları ve aşılmaz gözüken tepeleri karşısında hayranlığınızı gizleyemediğiniz bu dağlar aslında “kimsenin dostu olmadığı gibi insanlara asla yapamayacağı bir şey için söz vermemiştir.” Bu uzun granit duvarın herhangi bir yamacından aşağı yuvarlanırsanız, yok oluşunuz dağ için bir şey ifade etmeyecektir ve siz de bunu pekala bilirsiniz. Yine korktunuz. Cansız gibi görünen doğayla bu denli yakın yüzleştiğinizde duyduğunuz korku, “hiçlik” ve “var olmama” korkusudur. “Sen topraksın ve yine toprağa döneceksin.” Ne kadar boş bir teselli, öyle değil mi?

Doğayla ilgili bazı deneyimler, çoğu insanda dayanabileceklerinden fazla endişeye yol açabilir. Endişeden kaçmanın yolu ise, bu düşüncelerden kendini uzaklaştırıp günlük hayatın koşuşturmasına dalmaktır. Gerçekten de bazı insanların gündüz düşündükleri tek şey, öğle yemeğinde ne yiyecekleridir. Başka bir örnekle açıklamak gerekirse, insanların denize “onlara zararı dokunmayacak bir insan” gözüyle baktıklarını; veya “Tanrı”nın her an melekleriyle onları koruduğu gerçeğine sığındıklarını söyleyebiliriz. Ne yazık ki endişeden kaçmak ya da onu beynimizde rasyonel bir kılıfa sokmak, bizi sadece uzun vadede daha güçsüz kılar.

Yaratıcı biçimde doğayla bütünleşebilmek güçlü bir karakter gerektirir, dedik. Hatta doğanın cansız gücüne karşı kendi canlı varlığını kanıtlamak için daha da sağlam bir benlik bilincine ihtiyaç vardır. Temel olarak vurgulamaya çalıştığımız fikir, doğayla olan bağlantımızın kopmasının tamamıyla kendi benlik bilincimizi yitirmekle bağlantılı olduğudur. “Bize ait çok az şey var doğada” tanımlaması, günümüz insanlarının zayıflamış ve fakirleşmiş iç dünyalarının bir ifadesidir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz