Ölüm Yoktur

0
249

Ölüm diye adlandırdığınız, bir şeylerin buradan gitmiş olmasıdır. Benim için belleğin sürekliliği ölüme yol açar, bellekse arzulamanın, kavramanın, elde etmenin bir sonucudur. Öyleyse arzudan özgür bir kimse için ölüm yoktur; ne başlangıç, ne son, ne sevginin yolu, ne de zihnin ve sıkıntının yolu. Söylemek istediğim şu: bir karşıt arayışı içinde direnç yaratırız. Korkuyorsam cesaret ararım, ama korku yine de peşimdedir, çünkü yalnızca bir şeyden ötekine kaçıyorumdur. Oysa korkudan özgürleşirsem, cesaret ya da korkuyu bilmem; bunu yapmanın yolu cesaret elde etmeye çalışmak değil, farkında olmaktır; bir güdüyle hareket etmekten özgür olmaktır. Başka bir deyişle, korkuyorsanız, cesaret hareketi için bir güdü yaratmayın, ama kendinizi korkudan özgürleştirin. Bu, güdüsüz harekettir. Bunu gerçekten anladığınızda, zamanın, bir gelecek olarak ölümün sona erdiğini göreceksiniz. Ölüm, şiddetli yalnızlığın farkındalığıdır ve biz, yalnızlığa kapıldığımız için bir başkasına koşarız, birlik isteriz ya da öte yanda ne olduğunu keşfetmek isteriz, bu bence karşıtların aranmasıdır, dolayısıyla karşıtlar yalnızlığı elden hiç bırakmaz. Yalnızlıkla karşılaştığınızda, onda dolu dolu bir sevinç, farkındalıklı bir bilgi yakaladığınızda, o andaki yalnızlığı ortadan kaldırırsınız. Dolayısıyla ölüm yoktur.

Her şey tükenmeye zorunludur. Şeyler bedenlerdir, niteliklerdir, dirençtir, engellerdir. Bunların hepsi tükenecektir, tükenmeye zorunludur, ancak düşüncede ve duygularda bu dirençten, bu engelden özgür olan kişi ölümsüzlüğü bilecektir; ama arzuların, tutkuların, isteklerin kat kat dizildiği kendi sınırlılığının, kendi kişiliğinin, bireyselliğinin sürekliliği değildir bu. Buna katılmayabilirsiniz, ama eğer düşünceden özgür olursanız, o özbilinçle, dikkatle, yoğun ateşle düşünceyi delip geçerseniz, o zaman ölümsüzlük vardır, bu kusursuz bir uyumdur, bu “sevginin yolu” ya da “sıkıntının yolu” değildir, bütün ayrımlar burada sona ermiştir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz