Samimi Bir Gülümseme Her Zahmete Değer

0
336

Yalnızca merhametin, aklın ve sabrın iyi olduğunu düşünmenin onları öğrenmeye yetmeyeceğini vurgulamalıyım. Zorlukların ortaya çıkmasını beklemeli ve sonrasında onları uygulamayı denemeliyiz.

Peki, kim bu fırsatları yaratır? Elbette dostlarımız değil, düşmanlarımız yaratır. En çok başımıza dert açanlar da düşmanlarımızdır. Öyleyse gerçekten öğrenmeyi istiyorsak, bundan sonra düşmanlarımızı en iyi öğretmenlerimiz olarak görmeye başlamalıyız.

Sevgi ve merhamete değer veren bir kimse için, hoşgörü pratiği esastır ve bunun için bir düşman zorunludur. Zihnimizin huzura kavuşmasında bize çok yardımları olduğundan düşmanlarımıza minnettar olmamız gerekir. Ayrıca hem özel hem de kamusal hayatta, durumlarda farklılık olsa bile, düşmanların dost olabildiğini görmüşüzdür.

Bu yüzden öfke ve nefret her zaman zararlıdır. Zihinlerimizi eğitmezsek ve negatif güçlerini azaltmaya çalışmazsak bizi rahatsız etmeye ve zihnimizi sakinleştirme girişimlerimize engel olmaya devam edecekler. Asıl düşmanlarımız, öfke ve nefrettir. En çok yüzleşmemiz ve yenmemiz gereken kuvvetler, yaşam boyunca ara sıra ortaya çıkan geçici düşmanlar değil,  bunlardır.

Elbette, hepimizin dost istemesi doğaldır ve doğrudur. Eğer gerçekten bencil olmak istiyorsan, aşırı fedakar olmalısın, diye hep şaka yaparım. Başkalarına iyi bakmalı, onların iyiliklerini düşünmeli, onlara yardım etmeli, hizmet etmeli, daha çok arkadaş edinmeli, daha çok gülümsemeli. Peki sonuç? Sizin yardıma ihtiyacınız olduğunda, yardım etmek isteyen bir dolu insan görürsünüz. Öte yandan diğerlerinin mutluluğunu ihmal ederseniz, uzun vadede kaybeden siz olursunuz. Arkadaşlık çekişme ve öfkeyle, kıskançlık ve aşırı rekabetle oluşur mu? Hiç sanmıyorum. Sadece şefkat bize samimi yakın dostlar kazandırır.

Günümüzün maddeci toplumunda eğer paranız ve gücünüz varsa, çok fazla dostunuz varmış gibi görünüyor. Fakat onlar sizin dostlarınız değil; onlar paranızın ve gücünüzün dostları. Zenginliğinizi ve nüfuzunuzu kaybettiğinizde ise, bu insanları artık etrafınızda göremezsiniz.

Sorun, dünyadaki bazı şeyler bizim için yolunda gittiğinde, kendi başımıza idare ettiğimize güvenmemiz ve arkadaşa ihtiyacımız kalmadığını hissetmemizdir. Ama konumumuz ve sağlığımız kötüleştikçe, ne kadar yanıldığımızı çabucak fark ederiz. Kimin gerçekten yardımcı ve kimin tamamen işe yaramaz olduğunu anladığımız an, o andır. O an hazırlıklı olmak amacıyla, ihtiyaç doğduğunda bize yardımcı olacak samimi dostlar edinmek için, fedakârlığımızı geliştirmemiz gerekir.

Bazen söylediğim zaman insanlar gülse bile, ben de her zaman daha çok dostum olsun istiyorum. Gülümsemeleri seviyorum. Bu yüzden, gülümsemenin de, alaycı, yapay veya diplomatik gülümseme gibi birçok çeşidi olmasından dolayı samimi dost ve yüze gülmeyi ayırt etme, anlama gibi bir problemim var. Birçok gülümseme, karşıdakini hiç tatmin etmez, hatta bazen şüphe veya korku bile yaratabilir, öyle değil mi? Ama samimi bir gülümseme, bize gerçekten bir ferahlık hissi verir ve bence bu insana özgü bir şeydir. Eğer bu gülümsemeler istediğimiz türden gülümsemelerse, o zaman biz de bu gülümsemelerin ortaya çıkmasını sağlayacak nedenler yaratmalıyız.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz