Utancın Dinamikleri

0
190

Utanç duyduğumuz zaman, insani varlıklar olarak kendimizi önemsiz, küçülmüş ve yetersiz hissederiz. Benlik duygumuz ayaklar altında çiğnenir. Kişisel itibarımızı kaybederiz ve özdeğer duygumuz bir darbe alır. Kendimizi kötü, değersiz, hatta belki insanlıktan çıkmış gibi hissederiz. Utancı kendi yararımız veya ailemizin isteklerinin aksine hareket etmeyi (daha çok suçluluk duygusunu ortaya çıkaran hareketler) seçtiğimizde değil, daha ziyade aşağılandığımızda veya pek kontrol edemediğimiz duygularımız veya davranışlarımız yüzünden aşağılanacağımızdan korktuğumuzda hissederiz.

Yasaklanmış isteklerimizden, dileklerimizden ve arzularımızdan utanırız. Dürtülerimizi zapt edememiş olmaktan, bedenlerimizi kontrol etmekte başarısız olmaktan, kabul edilemez olan duygulara kapılmaktan utanırız. Cinsel kimliğimizin standartlarına uygun yaşamadığımızda, gelişmeye yönelik işlerin zamanında üstesinden gelemediğimizde utanırız. Gerilemekten, bağımlı kalmaktan, olgun veya bağımsız olmamız gerektiğinde çocukça davranışlara kapılmaktan utanırız.

Genellikle farkında olmadan ailevi veya sosyal tabuları ihlal ettiğimizde utanç duyarız. Ebeveynlerimizin ve toplumun bizden beklediği davranış biçimini sürdürememişizdir. Medeni bir şekilde davranmamışızdır. Gerçek benliğimizle, benlik idealimiz arasında büyük bir uyumsuzluk vardır.

Yetişkin olarak, çocukken utandırıldığımız duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımızla ilgili utanç duyarız.

Son zamanlarda psikolojik eserler utanç temelli aile (ebeveynlerin çocuklarını sık sık ve zalimce utandırdıkları aileler) dinamikleri üzerine odaklanmaya başladı. Utanç temelli aileler genellikle, aile üyelerinin utanç ve aşağılanma duygusunun neden olduğu travmatik duygularını hafifletmeye çalıştığı, bağımlı ailelerdir. Merle Fossum ve Marilyn Manson’a göre, utanç temelli aileler şu şekilde karakterize edilir: katı kurallar, mükemmeliyetçilik, suçlama ve inkar modelleri, empati ve şefkat eksikliği, gerçeklikten çok imgelere ve standartlara odaklanmak, birbirlerine birey olarak değil eşya gibi davranmak, samimiyet eksikliği ve endişeyi kontrol edebilmek, gerçek ve acı verici mevzulardan kaçınmak için geliştirilmiş bağımlı ve zorlayıcı davranışlar. Genellikle ebeveynler aile düzenini sürdürmek için kendilerinin de utandıkları davranışlara çocuklarını ustalıkla sevkederler.

Utançla Yüzleşmek: İyileşen Aileler adlı kitaplarında Fossum ve Mason, “Utanç Temelli Ailelerdeki Sekiz Kural”ı veriyor:

  1. KONTROL. Tüm davranışlarında ve etkileşimlerinde kontrollü ol.
  2. MÜKEMMELLİK. Her zaman “doğru” ol. Doğru şeyi yap.
  3. SUÇLAMA. Eğer bir şey planladığın gibi gitmezse, birini suçla (kendini veya başkasını).
  4. İNKAR. Duygularını, özellikle de endişe, korku, üzüntü, reddetme ve ihtiyaç duyma gibi olumsuz veya incinmeye açık olanları inkar et.
  5. GÜVENSİZLİK. İlişkilerde güven veya süreklilik bekleme. Önceden bilinmeyen şeylere karşı dikkatli ol.
  6. EKSİKLİK (KUSUR). İşlerini bir sonuca veya çözüme getirme.
  7. KONUŞMAMA. Utanılacak, aşağılayıcı veya dürtüsel davranışlar hakkında açık ve doğrudan konuşma.
  8. GEÇERSİZLEŞTİRME. Saygısız, utandırıcı, aşağılayıcı veya dürtüsel davranışlarda bulunursan, geçersiz kıl, inkar et veya gizle.

Eğer utanç temelli bir ailede büyüdüysek, deneyimlemiş olduğumuz duygusal travmanın seviyesi o kadar derin olabilir ki, utanç temelli yaralarımızın tekrar deşilmesini engellemek için tüm hayatta kalma ve savunma mekanizmalarımızı kullanmak zorunda kalırız. Çocukken utandırıldığımız ve yetişkin olarak utanç duyduğumuz davranışları tekrarlamaya devam ederiz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz