Çocuk Yetiştirirken Yara Açmayın

0
89

0-6 yaş aralığında bilinçaltı duyduğu her şeyi doğru kabul eder ve kayıt altına alır. Bilinçaltına yerleşen bu bilgiler ne yazık ki ilerleyen yaşlarda kişiyi sınırlandırır.

Çocukluk yıllarında yaşanılan acılar, travmalar ve hissedilen suçluluk duyguları da bilinçaltında kaydedilir ve kişi yetişkin olduğunda, herhangi bir olumsuzlukta yoğun acı ve suçluluk duygusu hisseder.

Çocuk yetiştirirken anne babaların sergilediği, önemsiz gibi görülen pek çok davranış; çocukların ruhunda derin yaralar açabilir. Örneğin, 3-4 yaşlarında konuşmaya yeni başlamış bir çocuk hevesle soru sorduğunda, ebeveyni tarafından sertçe susturulmuş, azarlanmış belki de cezalandırılmışsa, çocuğun bilinçaltına ‘’senin konuşmaya hakkın yok’’ ‘’zaten boş konuşursun’’ gibi mesajlar kodlanmıştır. Çocuk kendisini değersiz hissetmiştir. Büyüyüp yetişkin olduğunda değersizlik duygusundan kolay kurtulamayacak, konuşma ile ilgili cesaretsizlikleri olacak, muhtemelen toplum önünde konuşma, ikili ilişkilerde kendisini ifade edememe gibi sorunlar yaşayacaktır. Ne yazık ki; çoğu insan bu tarz sorunların çocukluk yıllarına dayandığını farkında değildir.

Anne babalığın kutsal olduğunu hepimiz biliyoruz. Anne babalık elbette ki, çok önemlidir. Anne çocuğunu 9 ay karnında taşır, doğurur, besler, büyütür, nice fedakarlıklar yapar, saçını süpürge eder. Bu yüzdendir ki, anne çocuğuna kızdığında, bağırdığında, dayanamıyorum diye feryat ettiğinde, kolundan tutup odasına kapattığında; toplum her zaman anneye hak verir.  Çocuk, annenin sabrını taşırmıştır. Bu durumda yüzde yüz haksız ve suçlu olan çocuktur. Anneler kutsal varlıklar olduklarından, çocuğuna yaptığı her türlü haksızlık ve istismar normaldir! Çünkü toplum buna inanmak ister.

İnsanlar tartışırken sıklıkla “senin karşında çocuk yok” diyerek bile, çocuğa karşı her tür kötü muamelenin yapılabileceğini meşrulaştırmış olurlar.

Çocukluk yıllarında anne babası tarafından derin şekilde yaralanmış kişilerde, sıklıkla anksiyete, depresyon, özgüven eksikliği görülür. Anne babası tarafından kabul görmediğini hisseden çocuk, ömür boyu sevgiyi başkalarında arar. Anne ve babasından ihtiyacı olan koşulsuz sevgi ve kabulü göremediği için, yetişkin olduğunda başkalarının onay ve sevgisine ihtiyacı varmış gibi hisseder. Bu sevgi arayışı ve ihtiyacı, çoğunlukla kişinin acı veren ilişkilere çekilmesine sebep olur.

Çocuğun ona bakanlara tamamen bağlı, korunmasız bir varlık olması, gidecek bir yerinin olmaması; bakımını üstlenen kişilerin onlar üzerinde diledikleri otoriteyi kurabilecekleri anlamına gelmez.

Her çocuk aslında pırlantadır. Ancak anlamaya çalıştığınızda, dinlediğinizde, değer verdiğinizde ve takdir ettiğinizde sağlıklı çocuklar yetiştirebilirsiniz. Unutmayın ki, her şey değer gördüğü yerde hayat bulur ve güzelleşir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz