Ey Sırrı Araştıran Kişi

0
762

[quote ]Ey sırrı araştıran kişi
Can var can içinde, kalbine in de ara
Sen kendi özünü kendinde ara
Ey sırrı araştıran kişi her yerde ara
Lakin o değil dışarıda kendi içinde ara[/quote]

O sırrın ne olduğunu ikisinden başkası bilemedi. İkisi de yıllardır birbirini arıyordu. İkisi de yıllardır buluşmanın ateşiyle yanıyordu. Belki sırlarını paylaşmak için, belki iki parçaya ayrılmış tek bir sırrı birleştirerek hakikati öğrenmek için.

Şems’in Allah diyerek yığıldığı yer. Uyandığında başucunda Mevlana vardı. Allah’ın gizli sevgililerinden birinin dizlerinde açmıştı gözlerini. İki büyük derviş, iki Allah dostu birbirlerine sımsıkı sarıldılar. Dünyanın kirinden, gürültüsünden, zulmünden ışıksız bir odanın ıssızlığına sığındılar. Günler, haftalar, aylar boyunca bir odada iki kişilik bir yalnızlığı yaşadılar. Günler sonra kapı açılıp, ikisi de dünyaya merhaba dediğinde ne Şems eski Şems’ti, ne Celaleddin eski Celaleddin.

Namazı, vaazı, medresedeki derslerini bıraktı Mevlana. Aşka bulanmış, içmeden sarhoş olmuş bir halde karşılaştığı canlı cansız herkese aşkı anlatmaya başladı. Yağmur bekleyen kuru otlara, gökyüzündeki yağmura, yağmurun ıslattığı incir ağacına, incire tırmanan tırtıla, tırtılın peşindeki serçeye, serçenin yuvasını yaptığı kâgir evlere, kâgir evleri süsleyen güllere, gülün derdine düşen bülbüle, bülbülün peşindeki atmacaya, atmacayı evcilleştiren beylere, beylerin konuk olduğu saraya. Ne varsa gördüğü, dokunduğu, tattığı, kokladığı, işittiği, hepsine aşkı anlattı. Yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk nasıl yeni yeteneğini göstermek için yanıp tutuşursa aynı coşkuyla döküldü dilinden aşka dair sözcükler. Aynı coşkuyla emekleye, sendeleye, yepyeni bir heyecanla dolaştı bu eski şehrin sokaklarında.

 

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz