Özgürlük İçsel Bir Şeydir

0
698

Özgürlüğün dışarısıyla hiçbir alakası yoktur; kişi gerçek bir hapishanenin içinde bile özgür olabilir. Özgürlük içsel bir şeydir; o bilince aittir. Herhangi bir yerde özgür olabilirsin, evet, cezaevinde bile özgür olabilirsin ve cezaevinin dışında, kendi evinde özgür olmayabilirsin; görünüşte özgür olabilirsin, fakat senin bilinçliliğin özgür değilse bir mahkum olacaksın.

Sen içsel özgürlüğü dışsal özgürlükle karıştırıyorsun. Dışarısı söz konusu olduğu müddetçe asla mutlak bir biçimde özgür olamazsın; bu bir defa herkes için net olmalı. Dışarısı söz konusu olduğu sürece sen tek başına değilsin, nasıl mutlak bir şekilde özgür olabilesin? Etrafında milyonlarca insan var. Dışarıda hayat bir uzlaşma olmak zorundadır. Yeryüzünde tek başına olsaydın, mutlak bir şekilde özgür olabilirdin; ancak tek başına değilsin.

Ancak bir kişinin özgürlüğü pek çok insanın problemi haline gelir. Sen kendin olmakta özgürsün, ama diğer insanların hayatına karışmamalısın.

Anlayış sahibi bir insan kendi özgürlüğüne olduğu kadar başkalarının özgürlüğüne de saygı duyacaktır, çünkü eğer hiç kimse senin özgürlüğüne saygı duymazsa senin özgürlüğün yok olacaktır. O karşılıklı anlayışa dayanır.

Dışarıda biz karşılıklı olarak bağımlıyız. Hiç kimse mutlak surette özgür olamaz. Hayat karşılıklı bağımlılıktır. Sadece insanlarla karşılıklı olarak bağımlı değilsin, her şeyle karşılıklı olarak bağımlısın. Tüm ağaçları kesersen ölürsün, çünkü onlar sana devamlı oksijen sağlar. Onlara bağımlısın ve onlar da sana bağımlı. Biz oksijen alıp karbondioksit veririz; ağaçlar tam tersini yapar, onlar karbondioksit alıp oksijen verirler.

Biz sadece ağaçlarla değil güneşle, ayla, yıldızlarla da karşılıklı olarak bağımlıyız. Her şey bir karşılıklı bağımlılıktır. Bu karşılıklı bağımlılığın keyfini çıkart. Bunu bir boyunduruk olarak niteleme. O bağımlılık değildir, o karşılıklı bağımlılıktır. Sen başkalarına bağımlısın; başkaları da sana bağlı. Bu bir kardeşliktir; bu ilişki halinde olmaktır. En küçük çimen tanesi bile en büyük yıldızlarla ilişki halindedir.

Fakat manevi dünyada, içsel krallıkta mutlak bir şekilde özgür olabilirsin. Ve o zaman kötü hissedip asi duygulara kapılmayacaksın; buna gerek yok. Dışsal bağımlılığın bir zorunluluk olduğunu anla, o kaçınılmazdır; bunun için bir şey yapılamaz. Bu eşyanın tabiatının bir parçasıdır. Bunu kabul et. Onun için bir şey yapılamaz olduğunda, kabul tek yoldur. Ve onu coşkuyla kabul et, boyun eğerek değil. Kabul et! Bizim evrenimiz bu; biz onun bir parçasıyız. Biz ada değiliz, biz tüm kıtanın parçasıyız. Biz egolar değiliz.

İçsel özgürlük mümkündür. O, sen farkındalıkta giderek derine indiğinde gerçekleşir. Bedenini izle, tüm düşünce süreçlerini izle. İzle ve düşüncelerinin tüm işleyişine tanık ol. Ve yavaş yavaş göreceksin ki sen ne öfkesin, ne açgözlülüksün, ne Hindusun, ne Müslümansın, ne Hıristiyansın, ne Katoliksin, ne de komünistsin. Yavaşça herhangi bir düşünce olmadığının farkına varmaya başlayacaksın; sen hiç de zihin değilsin. Sen saf bir tanıksın. Saf tanık olma deneyimi tam özgürlük deneyimidir. Ancak bu içsel bir olgudur. Ve içsel olarak tam özgür bir insan, dışsal olarak özgür olmak için yanıp tutuşmaz. Böyle bir insan doğayı olduğu gibi kabul etme yetisine sahiptir.

Tanık olmak aracılığıyla içsel özgürlük yarat ve bu içsel özgürlüğü yaşa ve sonrasında da dışarıdaki karşılıklı bağımlılığı görebileceksin. O güzeldir ve o bir lütuftur. Ona karşı isyan etmeye gerek yoktur. Onun içinde rahat ol, ona teslim ol. Ve unutma: sadece gerçekten özgür bir insan teslim olabilir.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz