Babilli Mani ve Yolu

0
211

[quote]Ben bütün dinlerdenim ve hiçbirinden değilim. İnsanlara, bir ırka veya bir aşirete mensup olmak gibi, bir dinden olmayı öğretmişler. Ben de diyorum ki, size yalan söylemişler. Her dinde, her düşüncede, ışıklı özü bulup, kabuğunu atmasını bilin. Benim yolumdan gidenler Ahura-Mazda ve Mitra’ya, İsa’ya ve Buda’ya yakarabilirler. Benim tapınaklarımda herkes kendi duasını edecektir.[/quote]

Mani’nin çevresindekiler hep ciddi konular üzerinde durdukları halde gene de huzurlu bir şenlik havası içindeydiler. Herkes bir sanat dalıyla uğraşmayı görev sayıyordu. Sassani ülkesinde çok yüceltilen musiki ile şarkı ve aynı zamanda şiir, yine ustanın yolunda gitmek için resim ve yazı, uğraştıkları dallardı. Usta, kumaş ya da parşömeni gererken, sıvaları ve renkleri hazırlarken, hatta çerçeveyi çizip resim yapmaya başlarken, çevresinde toplanılmasına izin verirdi. Müritlerinin yanında olması onu işinden ayırmaz, onların bakışları ellerine ağırlık vermezdi; genellikle resim yaparken konuşurdu, sözcükleri fırça darbeleriyle noktalanırdı. Müritleri, yoğunluğu derinliğine hissedilen bu anların hiç bitmemesini ister, saatlerce kımıldamadan dururlar, sihir bozulacak diye nefes almaya korkarlardı.

Bütün çevresinin kendisine beslediği derin saygıya karşın Mani’nin varlığı ağırlık vermezdi. Babilli, günün birinde “Mükemmeller” diye çağrılacak en yakın müritlerinden, seçilmişlerden, kendilerini sanata, öğretmeye, tefekküre adamalarını, mülkiyet diye ne varsa arınmalarını isterken, hiç bıkmadan onlara işlerini, evlerini, adetlerini, mülklerini, yaşam biçimlerini terk etmeden de kendisine gelebileceklerini tekrar ederdi. Yaratıklara zarar vermemek, bilgeleri ölüme terk etmemek koşuluyla…

Her gittiği yerde müritlerinin sayısı artıyordu. Özellikle kentlerde, esnaf, tüccar, yabancılar ve melezler arasında. Hiç kuşkusuz Mani, dinlerin ve sınıfların dar düzeni içinde yaşayanların, çeşitli dinler, tarikatlar arasında çekiştirilenlerin, ezelden beri rahat, ayrıcalıklı yere sahip olmadıklarını düşünenlerin hoşuna gidiyordu.

Gene de öğretilerinin en az yayıldığı sınıf, yoksul sınıftı. “Ağaçları öldürmeyin, toprağı yaralamayın,” dediğinde, köylülerin içten onayını nasıl alabilirdi ki? Aksine, davasını destekleyenler arasında ünlü savaşçılar yer almıştı.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz