Bir Adda Ne Vardır?

0
108

Doğa dünyayı keşfetmede en sevdiğim yöntemlerden biri fotoğraf makinesiyle olanıdır. İlk başladığımda merceğin arkasında bitmeyen saatler geçirirdim. Fotoğraflarımı dikkatle tasarlamayı severdim; sonra poz ayarıyla, odağın derinliğiyle ve zamanlamayla tam istediğim görüntüyü yakalamak için oynardım. Fotoğraf makinesinden öyle çok keyif aldım ki, onu gittiğim her yere taşıma alışkanlığı edindim. Bununla beraber, bir gün yaklaşımımı değiştiren bir kavrayışa girdim. Dağlarda bir çayırın ortasında yabani çiçekleri fotoğraflarken, kameranın görüntü arayıcısının içinden birini birinden zorlukla ayırdığımı aniden fark ettim! Çiçeklerin güzel görüntülerini almaya o kadar odaklanmıştım ki gökyüzünün renginin nasıl değiştiğini izlemeyi, güzel kokulardan zevk almayı, yüzümdeki esintinin sıcaklığını hissetmeyi unutuvermişim. O anda doğal yaşamın güzelliğini yakalama isteğinin, şimdi ondan nasıl doğrudan zevk almanın yoluna girdiğini gördüm. O zamandan beri bir denge bulmaya çalıştım: Hala fotoğraf çekerim; ama kamera çantamda emniyette iken kendime pek çok zaman ayırırım. Deneyim daha canlı hale gelir.

Ayağa dolaştığı için sözcükleri bıraktığımız zamanlar vardır, daha çok fotoğraf makinesi gibi. Zihin nesnelerin ne olduğunu bilmek ister; onları nasıl çağıracağını bilmek ister ve onlarla yine karşılaşınca ne bekleyebileceğini bilmek ister. Nesneleri adlandırmak çocuklar için çok önemlidir. Dünyayı çok eylemsel olarak öğrendiğimiz yıllar boyunca, zihnimiz her şeyin kendi yerinin olduğu zihinsel bir çatı yaratmak için adlar kullanır.

Oldukça etkili bir sistemdir. İçinde her şeyin adlarıyla karşılık bulduğu dev bir kart katalogu gibi. Adlar varlıkların birbiriyle nasıl ilişkili olduklarını anlamamızda ve öğrendiklerimizi birbirimize iletmemizde bize yardımcı olur. Ara sıra da olsa varlıkları adlandırmadaki vurgumuz, onları doğrudan görmemizi engeller. Bir kez dünyanın nasıl işlediğinin genel anlayışına sahip olduğumuzda yan gelip yatmak kolaydır. Varlıkların şu anda nasıl olduğunu durmadan soruşturmak yerine, biz müthiş bir çeşitlilikteki canlılar dünyasını derli toplu bir avuç dolusu basit topluluğa indirgemek için cezp edildik. Okyanusa baktığımızda ona dair duymuş olduğunuz bütün sıfatlar akla gelir: “Derin”, “gizemli”, “keşfedilmemiş!” Biri “Doğa” der ve biz “gevşeme” ya da “vahşi” ve “yabani” sözcüklerini hatırlarız. Dağlar “görkemli”, insanlar “akıllı”, tavşanlar “sevimlidir”. Belki siz başka sıfatlarla çıkıp gelirsiniz, ancak esas aynıdır. Her varlık, çoktan çizmiş olduğumuz kutuların içindeki gözlere özenle doldurulur. Yaşamın içinden geçerken, genel hatları tanımak için sahaya yeterince uzun bakmak ve sonra ayrıntıları, halen bildiğimiz neyse onunla boyamak kolaydır. Öğrendiğimiz şeyleri başka bir yoldan denemek için birkaç dakika ayıralım.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here