Çağımızın Kara Vebası Endişeden Nasıl Kurtuluruz?

0
985

Gözlerimizi bir an için toplumdan bireye çevirdiğimizde, ‘endişe’ hissinin değişik dışavurumlarını sayıları giderek artan psikolojik rahatsızlıklarda görüyoruz ki, Freud’dan bu yana hemen hemen herkes bu rahatsızlıkların sebebinin endişe olduğunu belirtmiştir. Gerçekten de endişe, psikosomatik birçok hastalığın ortak yönünü teşkil eder: ülser, kalp hastalıkları vb gibi. Endişe, bizim çağımızın kara vebasıdır. Bu veba insan sağlığı ve bireyin iç huzuru için en büyük tehlikedir.

Kişisel kaygılarımızın derinlerine indiğimizde, bunların savaş riski ve ekonomik krizlere oranla çok daha ciddi nedenlerden kaynaklandığını görürüz. Sürekli endişe duyarız, çünkü peşinden koşacağımız emellerimizi ya da inanmamız gereken prensipleri tam olarak bilemeyiz. Kişisel kaygılarımız bu açıdan ulusça yaşadığımız karışıklığa çok benzer. Nereye gideceğini bilememe korkusudur bizimkisi. Para ve mevki sahibi olmak mı önemlidir, yoksa herkes tarafından sevilen iyi bir insan olmak mı? Maalesef ikisinin birden olması mümkün değildir.

Endişe, bir iç çatışmanın habercisidir ve bu iç çatışma sürdüğü müddetçe her zaman yapıcı bir kurtuluş yolu bulunabilir. Gerçekten de şu anda yaşadığımız bunalımlar içlerinde geleceğe dair yeni umutları da barındırırlar. İlk aşamada gerekli olan, hem bireysel hem de sosyal açıdan tehlikeli bir konumda olduğumuzda bunu cesaretle ve açıklıkla itiraf edebilmektir.

Endişe, bireyin kim ve ne olduğu konusundaki oryantasyonunu siler ve etrafındaki gerçeklerden soyutlanmasına yol açar. Endişe, nasıl benlik bilincini yok ediyorsa, kendi benliğinin farkında olmak da endişeyi yok eder. Diğer bir deyişle benlik bilincimiz ne kadar güçlü ise endişeye karşı o kadar dayanıklıyız demektir. Endişe aynı ateş gibi vücutta bir mücadelenin sürdüğünün işaretidir. Ateşin vücutta bakteriye karşı yaptığını endişe iç dünyada çatışmalara karşı yapar. Nörotik endişe, doğanın bize çözmemiz gereken bir sorunun varlığını gösteren uyarısıdır. Aynı şey normal endişe için de geçerlidir, içimizdeki güce başvurmak ve savaşa başlamak için bir çağrıdır endişe.

Endişe bir yanda kendi benlik gücümüzün diğer yanda ise benliğimize yönelik tehlikenin bulunduğu bir savaştır. Kazanan taraf ne kadar “tehlike” olursa, benlik bilincimiz de o kadar teslim olmak zorunda kalır. Ama içimizde kim olduğumuza dair güçlü bir irade gelişmişse tehlikenin üzerimizdeki tehdidi de o oranda azalır. Ateş devam ettiği sürece bir verem hastası için hala ümit vardır, ancak hastalığın son evrelerinde ateş kesilir yani vücut direnmeyi bırakır ve hasta ölür. Bizler için de son umut, endişeye ve hissizliğe teslim olduğumuz zaman ortadan kalkacaktır.

O halde üzerimize düşen, benlik bilincimizi güçlendirmek ve bunalım anlarında içimizde sığınabileceğimiz bir dayanak yaratmaktır.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz