Şifa Sırları

0
312

Son yıllarda modern yaşantının getirdiği kötü beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik, aşırı stres ve ekolojik dengenin bozulması gibi nedenlerden dolayı hastalıklarda büyük bir artış görülmeye başlandı. Teknolojide yaşanan yüz seneden az bir zamanda çok ilkel telefonlardan, görüntülü ve uzak menzilli uydu telefonlarına geçiş örneğine benzer – hızlı ilerlemenin insan ömrüne olumlu etkisi aynı oranda olamadı. Diğer yandan tıp alanına da yansıyan bu yoğun teknolojik ilerlemenin, insan sağlığı ve ömrüne çok daha fazla yarar getirmesi beklenirken, insan ömründe küçük bir artış görülse de, yaşam sürecinin çok mutlu ve sağlıklı geçtiği söylenemez.

Yine de son zamanlarda teknolojinin de katkısıyla, doğanın bünyesinde barınan şifa sırları birer birer ortaya çıkmaya başladı. Evrensel bilgiler yayıldıkça, en üst teknolojinin bizzat doğanın kendisinde olduğu anlaşılmaya başlandı. Eskiden “kocakarı yöntemleri” dediğimiz, ağızdan ağza yayılan ve temelinde çoğu bitkinin aslında iyi birer şifa kaynağı olduğu gerçeğini barındıran tedavi şekillerinin doğruluğu, bilimsel olarak da kanıtlanmaya başlandı.

Doğa, her türlü sıkıntının ve acının çaresini ve merhemini de bünyesinde barındırır. Doğadaki meyveler, sebzeler, baharatlar ve şifalı bitkiler doğanın bize birer hediyesi, Yaradan’ın sevgisinin birer ifadesidir. En doğrusu, bize sunulan sevgi ikramını bir hediye olarak kabul etmektir.

Doğadaki şifa kaynakları, bizi daha mutlu ve sağlıklı kılmak için bize göz kırpmaya çalışırlar, ancak biz kendimizi kapattığımız için göremeyiz, hissedemeyiz, algılayamayız, anlayamayız. Oysa içsesimiz öyle üst bir teknolojik haberleşme sistemidir ki, şu anki en gelişmiş uydu sistemi veya cep telefonundan bile binlerce kez daha ileridir.

Örneğin, kediler ishal olunca et yemez, sadece bazı otları yerler veya maymunlar hamile olduklarında birçok yiyeceği keser ve bazı meyvelere yönelirler. Peki bu hayvanlar ne zaman, neyi, nasıl, ne kadar yiyeceklerini nasıl ve nereden biliyorlar? Maymun neden bitkileri ezip yaralarına sürüyor? Arı, balın ve kovanın bozulmaması için balmumuna propolisi nasıl koyuyor da yuva mikrop tutmuyor? Denizin binlerce metre altında en gelişmiş denizaltı kameralarının bile daha yeni yeni görüntüleyebildiği yerlerdeki, adını bile bilmediğimiz birtakım canlılar, zarları arasına bakterileri alıp onların sürtünmelerinden elektrik üretmeyi ve daha görünür olmayı nasıl başarıyorlar? Sarı kantaron nasıl oluyor da her sene aynı zamanda çiçek açacağını biliyor? Nasıl oluyor da erik, mevsimin enerjilerine göre önce yeşil ve ekşi, sonra da renkli ve tatlı olabiliyor? Doğa, nasıl oluyor da her mevsim ihtiyacımız olan antioksidana uygun özellik ve renkteki meyveleri tam zamanında veriyor? Bütün bunlar birer tesadüf mü, yoksa tüm bunlar doğanın içinde bulunan gizemli şifa kaynaklarının ipuçları mı?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz