Manastır Hayatı Nasıldır?

0
708

Bir manastır (hayat düsturu olarak) yoksulluğu, iffeti, itaati (yani bir kimsenin kendi iradesini terk etmesini) benimsemiş ve birlikte yaşayarak bir ölçüde hayatın, varoluşun kendisini aydınlatmaya çalışan, ama bunu daha da ileri, keskin terk ediş ya da feragat durumuna kadar götüren kimselerin topluluğudur. Çünkü benzer görüşleri benimseyip aynı feragati gösterenlerin görüntüsü onların kararlılıklarını güçlendirir ve bu suretle teselli bulurlar. Belli sınırlar dahilinde bir arada yaşamanın dostluğu-yoldaşlığı insan doğasına uygundur ve birçok katı sınırlamalara-mahrumiyetlere rağmen masum bir rahatlamadır. Bu manastırlar hakkında aşırılıklardan arınmış anlayıştır. Ve kim söyleyebilir böyle bir topluluğun bir aptallar ve safdiller birlikteliği olduğunu? Benim ortaya koyduğum felsefe dışında her felsefe insanı bunu söylemeye mecbur eder.

Hakiki manastır hayatının iç ruhu ve anlamı genellikle çilecilik için de geçerli olduğu üzere bir insanın kendisini bizimkinden daha iyi bir hayata layık ve muktedir olarak tanıması ve bu kanaati bu dünyanın sunduklarını elinin tersiyle bir kenara iterek, onun bütün zevklerine zerrece kıymet vermeyerek ve şimdi, bir gün gelip çatacak ölüm saatini bir kurtuluş anı olarak karşılamak için, içi boş ayartıcılardan soyunmuş olan bu hayatın sonunu sükunet ve güven içinde bekleyerek güçlendirmesi ve muhafaza etmesidir. Çileciler de aynı eğilime ve anlama sahiptir, dolayısıyla Budacılardaki gibi onların da keşişleri vardır. Kuşkusuz hiçbir durumda uygulama teoriye manastır durumunda olduğu kadar uzak düşmez, bunun tek sebebi temel fikrinin bu denli yüce ve ulvi olmasıdır ve “en kötüsü iyinin istismarıdır.”

Hakiki bir keşiş saygıya fevkalade layık bir kimsedir, fakat çoğu durumda keşiş kukuletası bir maskeden ibarettir, maskeli balolardaki maskelerin arkasında ne kadar gerçek varsa onun arkasında da o kadar gerçek keşiş vardır.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here